15 Mart 2010 Pazartesi

Matematik Öğretmeni


Merhabalar ben Diony.
Size yakın zamanda başıma geleni anlatayım hemen taze taze.

Uzuuun zamandır matematikten özel ders alıyorum. Baştan aşağıya harika bir öğretmenden. Harika göğüs kasları var ve feci tahrik edici bir ses tonu.
Cumartesi akşamı gittim sırtımda çantamla onun evine. Oturduk çalışıyoruz konumuz; fonksiyonlar. Neyse işledik bir buçuk saat kadar. Ben bir lavaboya gideyim dedim ve de öyle yaptım gittim. Aynalı dolabı açtım parfümünü kokladım o kadar güzel kokuyor ki ayyy.
Sonra gittim salona  yerime tekrar oturdum. "Yoruldun mu, devam edelim mi?" diye sordu. "Yoruldum ama eve gidesim de yok hani." dedim. Zaten üniversiteden de mezun olmadı daha. Genç hani. Ailemle falan da tanışıyor, dolaptan iki bira getirdi ve içmeye başladık. Konuştuk konuştuk saatlerce. Sonra nolduysa oldu bir anda sevişmeye başladık.
Bu yazıyı okuyan her gayin başına gelmiştir böyle birşey. Öğretmen gay falan değildi ama oldu işte.
Gömleğini çıkardım o göğüsleri önümde çıplak görmek delirtmişti beni. Yatak odasına falan geçmedik hiç salon kanepesinde oldu herşey. İlk önce üstsüzce belki yarım saat öpüştük. Ben onu soymaya çekindim.
Ama o çekinmedi! Bir anda kucağında çırılçıplak kaldım. Ben de onun jeanini çıkardım.
Kanepeye uzandırdı beni ve iki saate yakın ilgilendi :)
O kadar güzel ki her dakikası aklımda hala. Allah nazarlardan saklasın, maşallah yani bu kadar güzel olunur yaa.
Dikkatimi çeken başka bir nokta da, kanepenin yanındaki sehpanın üzerinde küçük porselen bir kutu vardı. İçinden çat diye kayganlaştırıcı çıkardı. Alet edevat saklı duruyor demek ki her yerde :O
Sonra kasıklarıma doğru boşaldı ve tekrar öptü.
Temizlendik ve giyindik. Hiç birşey olmamış gibi. Ama haftaya derste nasıl suratına bakıcam çok merak ediyorum :)

Siz de hikayelerinizi yollayın biz ilgileniriz :)
Öptüm hepinizi.

Ayyy ama çok güzeldi yaaaaaa.

8 Mart 2010 Pazartesi

Rahibe İo'yla Röportaj

Hello biz Aphro ve Diony. Bu sefer beraber yazıyoruz. Uzun zamandır yoktuk, özlemişsinizdir.
Evet. Bu gün tamamiyle bakire bir arkadaşımızla tanıştırıyoruz sizi. Tamamen bakire demek hatalı olabilir, tamamen rahibe. Evet. Bırakın biriyle sex yapmayı, sevişmedi de, öpüşmedi de, hatta dokunmadı da.
Çirkin mi? Hayır.
Aptal mı? Hayır.
O zaman neden? Öğreniyoruz şimdi.



İO
Aphro ismi Aphrodit'ten, Diony ismi Dionysos'tan İyo ismi de, Zeus'un aşık olduğu Rahibe İo'dan geliyor.

Aphro: Öncelikle İyo, yaşın kaç?
İo: Sizle aynı, 16.
Diony: Peki memnun musun halinden? Meme uçların kıpırdamıyor mu hiç?
İ: Her yanım kıpırdıyor ama bakire olmaktan da şikayetçi değilim hani.
A: Nasıl yani? Canın istiyor da mı karşı koyuyorsun, yoksa hiç istemiyor musun? Çünkü biliyorum peşinde az kişi yok :)
İ: Unutmayın ben de sizin gibi Köy'de yaşıyorum. Burda bi kişinin elini tut sevişti sayılırsın, bir kişiyle yat on kişiyle yattı sayılırsın. Açıkçası korkuyorum.
D: Doğru söylüyorsun aslında. Peki karşı cinsten de korku var mı?
İ: Yok öyle bir korku falan ya. Diyorum ya başka şeylerden korkuyorum. Güvensizlik de değil aslında istediğim türden birşey yaşayamıyorum. Birinin kolu, birinin bacağı, birinin gözü fazla geliyor işte.
A: Anladım mayoz mitoz evresindeki bakirelik değil bu.
D: Peki mastrübasyon yapıyor musun?
İ: Evet. Hatta bakireliğimi mastrubasyonla bozmuş bile olabilirim. Malum orgazm kazaları :)
A: Ahahahah evet resmen "Orgazm Kazaları"
D: İkinize soruyorum, tanıdığınız mastrubasyon yapmayan biri var mı?
A&İ: Kesinlikle yok!
D: E ben bile yapmayan bir erkek biliyorum!
A&İ: Oha!

A: Çok aşık olursan?
İ: Hayır. Aradaki duyguyu mahveder gibi geliyor. Ayrılık nedeni sanki.
A: Aşk ayrı sex ayrı diyorsun yani?
İ: Aynen öyle.
A: E aşık olmadığın birine dokunabilirsin yani.. Ben asla.
İ: Gene de bir bağ vardır ama şuanki düşüncelerim bu.
(Cafe sahibi: Biraz sessiz olun)
İ: Niye internet cafede yapıyorsak röportajı!
A: Ay hakikaten illallah.
D: Peki İo, son olarak eşcinseller için ne düşünüyorsun?
İ: Benim bir erkeği istemem ne kadar normalse, bir erkeğin de bir erkeği istemesi o kadar normal.
A: Ne güzel rahibe!

Öptük hepimiz.

16 Şubat 2010 Salı

"Angelina'm gel bi türkü söyleyelim!"

Ben Diony.



Angelina Jolie ve Brad Pitt, neden evlenmedikleri sorulunca inatla "A.B.D'de eşcinsel evlilik serbest bırakılana kadar düşünmüyoruz" diyerek yaptıkları mini protestoyla gönlümü kazanıyorlar.
Zaten Jolie, eskiden lezbiyen ilişkiler yaşadığını da gizlemiyor.

Neyse, protestoda sizinleyiz, öyle bir söyleyivereyim dedim.
Takipte kalın.

"Yaşım ilerledikçe daha iyi sevişiyorum, Evlenmeden daha iyi çocuk yapıyorum"

Hey ben Aphro.

Bennu Gerede.
4 Çocuk annesi bir fotoğrafçı ama hiç evlenmedi. Hatta iki çocuğunun biyolojik babası farklı.
Evinde dört erkek çocuğu dururken, çekimden çekime koşturabilen, çocuğum var deyip evine kapanmayan, kendine de vakit ayırabilen mükemmel fiziğe sahip bir kadın.



Tesadüfen bu haftasonu, HaberTürk Pazar'da röportajını okudum. Sevgililer günü özel röportajıydı, bir aydır birlikte olduğu Cem Büyükhanlı ve çocukları hakkında konuşmuş. Kadına bakınca şaşırılacak bir çok noktası var bu kesin. Bir kere, gayet rahat anlatabiliyor çocuklarını nasıl yaptığını. "Çok az sevişiyorduk o dönem, Miro (çocuğu) nasıl oldu bilmiyorum." diyebilecek kadar rahat, evli olmamasına rağmen.
Özenmediniz mi? Ben hikayesini duyar duymaz çok özendim.
Arkadaşının aşkından da çocuğu olan biri Bennu. Son sevgilisi Cem de, kendisinden üç yaş küçük. Bu kadar fazla radikallik tek vücutta. Hayranlık uyandırıyor resmen. Hem de çok.



"Kadınlar adamların yatakta bencil olduğunu düşünür. Bana hiç denk gelmedi öylesi, ya da izin vermedim." diyerek dan diye yatakta iyiyim diyor. Zaten otuzundan sonra daha iyi seviştiğini savunangillerden. Vücudunu keşfetmiş, hep de kimyasının uyduğu adamlarla birlikte olduğunu söylüyor.
İlişkilerinin altıncı ayında yapmış çocuğu. O yüzden, "Beş ay sonra yine bebek mi geliyor?" diye soruyor haliyle röportajı yapan Nazenin Tokuşoğlu. O da çekinmeden, "Bebeğe asla hayır demem!" diyor.

Açıkçası gayet radikalce. Evlilik korkusu olan insanlar arasında, yaşım ilerledikçe, örnek alacak insanların olduğunu görmek mutlu ediyor. Aşkı öldürdüğünden falan değil demiş, gayet de doğru. Hayatını tek bir insana adamak yerine, hayatını çocuklarına adamış. Bu sayede, tekrar aşık olmaktan da korkmuyor, 4 erkek çocuğunu da bu yönde eğitiyor. Etraftakileri de umursamıyor besbelli. Hem en iyisi de bu!

İçimde bi Bennu var :)

25 Ocak 2010 Pazartesi

Köy'lü

Köy'den nefret ettiğimi tekrar tekrar söyleyebilirim.



Ben Diony.
Birileriyle hep konuştum. Hep birileri oldu.
Ama nedense hep 'birileri' olarak kaldılar. Nedense. Neden?
Köy'deyim.
Bahsettiğim biriler Köy'den değil. Başka şehirlerden. Konuş konuş nereye kadar. Biryerden sonra görüşmek istiyor insanın canı. Daha da kötüsü, aşık olmak için yanyana olmak şart değil! Uzaktan uzağa aşık olup görüşemeyince sinirleniyorum. Aşık olmak için değil ama, aşk yaşamak için yanyana olmak şart. En azından arasıra görüşmek istiyor insan.
O da aynı şekilde oldu. Uzaktan uzağa bi Köy'lüye aşık oldu. Canı çekti.
Ve o kadar. Olduğu gibi bitti.Üzüldüm haliyle. Sürekli aynı şeyler çünkü.
Köy'den nefret ettiğimi tekrar tekrar söyleyebilirim.
Köy'den nefret ediyorum.
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum.
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum.
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum.
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum.
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum. 
Köy'den nefret ediyorum.  

18 Ocak 2010 Pazartesi

Sürtünmek

Ben Aphro.

Diony ile beraber Köy'de yaşıyoruz. Küçük ve küçük insanlarla dolu bir yer. Fiziksel olarak Köy'deyiz ama kendimizi hiç bir zaman burda hissetmedik. Neden? Bizim düşüncelerimiz, yapmak istediklerimiz burdaki Ağaçkakanlardan oldukça farklı. Bikaç günlüğüne olsa da Köy'ün sınırlarını aşmak ve çok az daha gelişmiş olan Bataklık'a gitmek bana çok haz verdi. Sebebiyse çok açık, erkek arkadaşım Tüy, küçük makinasını açmış beni bekliyordu :)

Haftalardır Diony ile konuştuğumuz plandan sanki Tüy'ün de haberi varmış gibi gerçekleşmesini sağladı: SÜRTÜNMEK.
Sizin gözünüzde ne kadar açık görünsek de, bizim de bazı konularda korkularımız var. Mesela, bakirelik. Diony'nin öyle bir problemi olmasa da benim için henüz sorun teşkil ediyor. Bir de hani evleneceğim kişiye birşey saklamak istiyorum. İtiraf ediyorum, bakireyim. Bazılarına göre geri kafalılık olsa da şuanlık için bir süre daha böyle kalmayı planlıyorum. Günah olduğundan ya da ayıp bulduğumdan değil, sadece dediğim gibi hakedecek kişiye bir şey saklamak istiyorum. Ama bakirelik bana hiç yakışmıyor gibi. Köy'deki herkes bakire olmadığımı kanıtlayacak birşeyler uydurmaya çalışıyor. Somut hiç bir şey yok! Benim vajinamdaki et parçası dışında :)
Ama bazen öyle "şey"ler oluyor ki, bu fikrimden cayasım geliyor. Hanginizin gelmiyor ki?
Tamam asıl konumuza geliyorum.
O kadar bakirelikten dem vurdum ama, bakire bakire hamile kalmış olma riskim var! SÜRTÜNMEK!

Tüy'le iki gece beraberdik. Yamyam gibi seviştik. Tabi o sırada ben kafamda halen daha aynı şeyi düşünüyorum. Benim kraliçemle onun makinasının buluşması. "Hadi bebeğim makinanın dişlilerini çalıştır!" diye bağırmamak için kendimi zor tutuyordum.
Ve tuttum da.
Tebrik edin kızlar, Aphro yine, yeni güne bakire uyandı!
Bakirelerin en iyi dostu sürtünmektir. Basit olarak kastetmiyorum! Üstümde bir Tüy'ün gezdiğini hissetmek müthiş haz veriyor. Robot gibi sevişenlerden değiliz. Ya da her makinaya tacımı takmıyorum :)
Şuan bakireyim bakire olmasına ama, dediğim gibi bakire bakire hamile de olabilirim! Bir an kraliçenin tacına makina yağı dökülür gibi oldu. Yani, Tüy'ün spermleri! Kızlaaaaaaaar korkuyorum! Küçük kraliçe yolda olabilir! Hepinizi teyze yapıyorum!
Diony ile bu konuyu konuşuyoruz. Adet döngüm sistemini şaşarsa, bakirelik bokuna hamile kalmış olacağım. Daha kötüsü o kadar sakladığım bakireliğim, doğum sırasında gidivericek!
Ay. Bu sadece bir teori. Çok küçük bir ihtimal. Eğer o kadar da şanssızsam atın beni denizlere verin beni ellere.





Kısacası, biz üç kişi çıkıyoruz.
Ben
Tüy
ve Sürtünmek.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Fabrika?



Ben Diony.

Bir erkeğim ve yine erkeklerden hoşlanıyorum. Gay desem anlar mısın? Yoksa ibne mi diyeyim?
 Aphro da en yakın arkadaşım. O bir kız ve o da erkeklerle birlikte oluyor. Melissa P. mi diyeyim? İstersen sen kaşar de.
Çok takılmıyoruz. Çünkü Köy'de bize yeterince diyorlar istediklerini. Onların hepsi Ağaçkakan, sadece ağızları çalışıyor.
Bir tek biz değiliz. Dünyanın her yerinde minik minik Melissa P.ler doğup büyüyor. Başlarından birsürü şey geçiyor ve bunları saklamak zorunda kalıyorlar. Kız, erkek, gay...

Aslında isimleri saklamak yeterli. Fabrika'da herkesin ismi başka. İstediğimiz kişiyi, istediğimiz takma isimle burda sana anlatabiliriz. Kısmen de olsa, Fabrika'da özgürüz. Makina dişlilerini istediğimiz yöne çevirebiliriz yani. Ne makinesi? Sex makinesi? Hayır sadece sex değil.
Bakire olmayan herkes kaltak mıdır? Yanılıyorsun, sevişmek tanrının en büyük lütuflarından. Her sex sonrası tanrıya tekrar tekrar şükrediyorum. Ona inancım sonsuz. O homofobik olan ve bizi Allah'ın öyle yaratmadığını düşünen insanların öbür tarafta mors olacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Peki sence insanlar ani bir kararla mı gay olmaya karar veriyor? Ya da fiziksel bir hastalık mı bu? Hatta penisin üzerine yoğurtlu patates koyup üç gün bekletince geçiceğine inananlardan mısın? Hiç bir zaman gay beyin ve ruhuna sahip olmadın, bilemezsin. Ben sahibim. Sana istediğin kadar anlatabilirim. Çocukken, uzaktan kumandalı cipler yerine lahana bebekleri tercih edişimi, erkek arkadaşlarımı azdırıp penisime dokunduruşlarımı, gizli gizli annemin makyaj malzemelerini kullanışımı...

Şimdi.
Hepinizin nasıl kaltaklıklar yaptığını az çok tahmin ediyorum. Kendinizi MoulinRouge starı hissettiğiniz günlüklerinizden parçaları bize yollayın.
Bir tek Diony ve Aphro değil, hepiniz Fabrika'dasınız.
Kıçıma nasıl şaklattığınızı hisseder gibiyim. Popomda hepinizin eline yeticek kadar yer var.
Takipte kalın.
Sizi seviyoruz.